BEBEKLERİMİZ
Tüm Bebeklerimiz
 
 
Kadın İnfertilitesi
 

KADIN ÜREME ORGANLARI

Kadın dış üreme organları 9-10 cm’lik kanaldan ibaret olan vajina ve vajina girişindeki vulva adı verilen dudaklar ile başlar. Vajinadan daha yukarıda serviks denilen rahim ağızı ile karşılaşılır. Rahim ağızı rahim boşluğu ile vajina arasındaki bağlantıyı sağlar Rahim tıp dilinde uterus olarak adlandırılır. Rahimin en iç tabakası/zarı (endometrium), döllenmiş yumurtayı kabul edecek şekilde her ay hazırlanır. Yumurtalıklardan atılan yumurta sağlıklı bir şekilde tüplerde döllendiğinde, oluşan embriyo rahim içine gelir, rahım zarına gömülür ve gelişmeye devam eder.

Embriyo rahim içerisine yapışmadığı taktirde rahim iç zarındaki /tabakasındaki hazırlık dokusu atılır, bu adet kanaması olarak bilinir. Rahim içi boşluğu sağda ve solda bulunan birer tüp ile karın içi boşluğa açılır. Tüplerin karın içine açılan uçlarında sağda ve solda birer yumurtalık (over) bulunur. Yumurtalıklarda dişi üreme hücresi( yumurtalar) geliştirilir ve yumurtalıklar kadına kadınsı özellikleri veren başta östrojen olmak üzere, progesteron ve diğer bazı hormonların salgılanması görevini yürütür.

Her adetin (siklus) başında yumurtalıkta her biri bir yumurta içeren belirli miktarda folikül (kesecikler) gelişir. Normal gelişen sikluslarda (ilaç verilmeden) adet başlangıcından 5-6 gün sonra 1 folikül daha hızlı gelişmeye başlar ve yumurtlama döneminde 1 ya da 2 adet follikül belli bir çapa gelir ve yumurtlama gerçekleşir.

 

YUMURTLAMA, DÖLLENME VE GEBELIK

Üreme çağında, düzenli adet gören bir kadında, her ay, yumurtalıklarda, follikül adı verilen kese içerisinde bir yumurta gelişir. Yaklaşık 18-20 cm. çapına ulaşan bu kese, iki adetin arasına denk gelen 14. günde çatlar ve içerdiği yumurta tüpler tarafından yakalanır. Bu döneme denk gelen cinsel ilişki sırasında, vajinaya boşalan spermlerden tüplere ulaşmayı başaranlardan bir tanesi bu yumurtanın zarını delerek içine girer ve yumurtayı döller. Döllenmiş yumurta tüpler içerisinde ilerlerken bir yandan da bölünür ve embriyo oluşur. Embriyo 5-7 gün içerisinde rahim içerisine ulaşır ve eğer yuvalanma gerçekleşirse gebelik oluşur.

Tüm bu olayların gelişimi sırasında, beyin üst merkezlerinden, yumurtalıklardan ve rahim iç tabakasından bazı hormonlar salgılanarak olayın kimyasal yönünü kontrol eder. Bu hormonların salgılanması her zaman aynı miktarda olmayıp, adetin farklı günlerindeki yumurtalık faaliyetlerine, rahim iç tabakasının kalınlaşmasına göre değişiklik gösterir.

Herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmaksızın, haftada en az iki kez olmak üzere cinsel ilişkisi olan bir çift bir yılın sonunda gebe kalmamış ise KISIRLIK (infertilite) söz konusudur. Ülkemizde ve dünyada evli çiftlerin yaklaşık %15'i bu sorunla karşılaşmaktadır. Neden olarak, erkekte sperm sayısı ve hareketliliğinde yetersizlik, sperm yapısında bozukluk, kadında cinsel organlara ait yapısal bozukluklar, tüplerin tıkalı olması, yumurtlama bozukluğu, bağışıklık sistemi ile ilgili etmenler ve endometriozis sayılabilir. Bazı çiftlerdeyse tüm araştırmalara rağmen nedeni bulunamayan kısırlık söz konusu olabilmektedir.

 

KISIRLIK

Korunmasız ve düzenli  cinsel ilişkiye rağmen çiftlerin bir yıl içerisinde gebelik elde edememesidir. Kısırlık sebeplerinin yarısı erkekten yarısı kadından kaynaklanabilir. Doktora birlikte gidilmelidir. Her 7 evli çiftten bir tanesi çocuk sahibi olamayabilir. Nedenlerini, erkek ve kadında ayrı ayrı incelemek gerekir.

 

KADINDA KISIRLIK NEDENLERİ 

  1. Cinsel ilişkilerin hamile kalma ihtimalinin çok az olduğu zamanlarda yapılması 
  2. Yumurtalıkların düzenli çalışmaması
  3. Tüplere ait sorunlar (Tıkanıklık, Hidrosalpinks)
  4. Rahimde yapısal bozukluk, yapışıklık veya urlar (Endometriozis, Myomlar)
  5. Yaş faktörü
  6. Metabolik ve hormonal nedenler
  7. Açıklanamayan infertilite

1. DÜZENSİZ veya ZAMANSIZ CİNSEL İLİŞKİ

2. YUMURTALIKLARIN DÜZENLİ ÇALIŞMAMASI

ANOVULASYON (YUMURTLAMANIN OLMAMASI)

Bir çok faktör kadinlarda yumurtlama bozukluğuna neden olabilir. Hormonal düzensizlikler, polikistik over sendromu (PKOS), erken menopoz, aşırı egzersiz, düzensiz diyet, stres, sigara ve alkol kullanımı yumurtlamayı etkileyebilir.  

 

POLIKISTIK OVER SENDROMU (PKOS) 

Polikistik over sendromu anovulasyon (yumurtlama olmaması) ve buna bağlı olarak ortaya çıkan kısırlık, tüylenme, sivilceler, adet gecikmeleri ve düzensizliğiyle seyreden bir durumdur. Polikistik kelime olarak "çok sayıda kist" anlamına gelen ve bu durumu tarif etmek için kullanılan bir sözcüktür. Sendrom denmesinin nedeni ise tüylenme, adet düzensizliği ve aertmış vücut ağılığı gibi belirtiler topluluğunun (belirtiler topluluğu =sendrom) şeklinde görülebilmesidir. Yumurtlama bozukluğuna bağlı infertilite problemi yaşayan kadınların % 70'inde sorun PKOS'dur. Bu durum şişman hastalarda daha belirgindir. Çocuk isteği olan PKOS hastalarında ilk planda yapılması gereken kilo verilmesidir. %5 civarında bir kilo kaybı genelde yumurtlamanın başlaması için yeterlidir. PKOS hastalarında yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar arasında ilk denenmesi gereken klomifen sitratır. Bu ilaç hekim kontrolü altında kullanılır. Klomifen sitartın başarısız olması durumunda ise iki ana yaklaşım söz konusudur. Bunlardan ilki  hormonlar ile yumurtalıkları uyarmak ve daha sonra aşılama (inseminasyon) yapmaktır. Bu tedavi ile % 62'ye varan başarı oranları bildirilmiştir. Bu tedavinin en önemli komplikasyonu yuymurtalıkların aşırı uyarılması ve çoğul gebeliklerdir. Tedavi son derece titiz, yakın takip altında ve konuya hakim hekimlerce yapılmalıdır. İkinci alternatif ise laparoskopik diatermidir (LOD). Burada laparoskopi ile karın boşluğuna girilir, yumurtalıklar koter ya da lazer ile yakılarak üzerlerinde küçük delikler açılır. Tedavinin mekanizması bilinmemekle birlikte düzenli yumurtlamayı sağladığı ve klomifene olan cevabı iyileştirdiği gözlenmiştir. LOD sonrası 12 ay içinde kendiliğinden gebelik oranları % 60-80 arasındadır. LOD'un başarısı infertilite süresi 3 yıldan az olanlarda ve LH düzeyleri 10'dan fazla bulunanlarda daha iyidir. Cerrahi tedavi, özel durumlarda son seçenek olarak uygulanmalıdır.

 

3. TÜPLERE AİT SORUNLAR

TÜPLERİN TIKALI OLMASI

Tüplerde herhangi bir yapışıklık ya da tıkanıklığın olması yumurtanın rahime ulaşmasında sorun oluşturacağından gebeliği engelleyebilir. Tüplerdeki hasar geçirilmiş ameliyatlar, dış gebelik, endometriozis ve geçirilmiş iltihabi hastalıklara bağlı olabilir.

 

HİDROSALPİNKS 

Tüpler rahim ile yumurtalıklar arasındaki geçişi sağlayan yapılardır. Sağ veya sol taraftaki tüplerden bir tanesinin veya iki tanesinin yangı veya yapışıklık sonucu tıkanması sıvı birikmesine neden olabilir. Sıvı birikmesi sonucu tüpler genişler. Bu durum hidrosalpinks yani tüpün sıvı ile dolu olması olarak adlandırılır. Bu hastalarda tüp bebek öncesinde sıvı dolu olan tüplerin çıkartılması veya kapatılması uygundur.  

 

4. RAHİMDE YAPISAL BOZUKLUK, YAPIŞIKLIK VE URLAR

RAHİMDEKİ YAPISAL BOZUKLUKLAR   

ENDOMETRIOZİS

Endometriozis üreme çağındaki kadınlarda görülen bir hastalıktır. Rahimin iç tabakasını döşeyen endometrium tabakasında bulunan hücrelerin rahim dışında vücudun diğer bölgelerinde bulunmasına endometriozis denir. Endometriozisli hastaların % 30-40'ında kısırlık görülmektedir.  

MYOM

Myomlar rahmin düz kas dokusundan gelişen kötü huylu olmayan urlardır. Myomlar, en fazla 25-35 yaşları arasında görülürler. Myomlar kadının gebe kalmasını ya da gebe kaldıktan sonra rahmin gebeliği taşımasını zorlaştırabilirler.  

 

5. YAŞ FAKTÖRÜ                     

DOĞURGANLIK NE ZAMAN AZALMAYA BAŞLAR

Doğurganlık yaşla birlikte azalmaktadır. Yumurta kalitesi kalitesi ve sayısı yaşla birlikte düşmeye başlar. Bu azalma 35 yaşından sonra hızlanır. 35 yaş üstü kadınların üçte birinde, 40 yaş üstü kadınların üçte ikisinde kısırlık problemi vardır.

 

DoğurganlIk neden yaşla azalIr

Yaşın ilerlemesiyle birlikte yumurtalıklardaki yumurta sayısı ve kalitesiyle direkt olarak azalmaktadır. Kadınlar doğumda belirli sayıda yumurtaya sahipken çocukluk çağında yavaş yavaş azalarak ergenlik döneminden itibaren her ay yumurtlar ve bu azalma menopoza kadar devam eder. Kalan yumurtaların ise yaşla birlikte kalitesi azalır. Döllenmeyen ve rahim içine yerleşmeyen yumurtalar emilerek vücut tarafından uzaklaştırılır.

 

DOĞURGANLIĞIN AZALDIĞI NASIL ANLAŞILIR

Adetin belli dönemlerinde yapılan hormon testleri sayesinde doğurganlık hakkında bilgi edinebilir. Adetin 3 üncü gününde FSH ve estradiol hormonlarının kan düzeylerinin bakılmasıyla yumurtalık rezervi değerlendirilir.

Bu hormonların düzeyleri yüksek saptanması halinde gebelik oranında azalma söz konusudur. Yumurtalık rezervini değerlendirmek için yapılan diğer bir test, klomifen sitrat çekilme testidir. Klomifen sitrat vermeden ve verdikten sonraki FSH hormon düzeylerine bakılır, normalde klomifen sitrat FSH ve LH ı stimüle ederek kandaki FSH ve LH düzeylerini arttırır. Belli bir değer üstüne çıkan FSH düzeyleri kötü prognozu göstergesidir.

 

6. METABOLİK ve HORMONAL NEDENLER

7. AÇIKLANAMAYAN INFERTILITE

Bazı infertil hastalarda bütün tetkikler normal çıkabilir. Bu çiftlerde tetkikler yumurtlama olduğunu göstermesine, Fallop tüpleri açık bulunmasına ve spermiyogram normal olmasına karşın gebelik oluşmamaktadır. Bu gruba açıklanamayan infertilite grubu denir. İnfertil çitlerin %10-15'i böyledir.

  

DOĞURGANLIĞI ETKILEYEN DİĞER FAKTÖRLER

Sigara: yumurtalıkların östrojen salgılayan hücrelerini kötü yönde etkileyerek östrojen azalmasına neden olduğu gibi, yumurtalıkların genetik anomalilere daha yatkın olmasına sebep olabilir. Ayrıca yumurtalıkların erken yetmezlik ve rezervin tükenmesine neden olarak erken menopoza yol açar. Gebe kalan kadınlarda da sigaranın toksik etkileri söz konusu, düşük ağırlıklı bebek, erken doğum ve düşüklere sebep olabilir.

Kilo: doğurkanlığı etkileyen diğer faktörlerden biri kadının kilosudur. Kilo artması veya azalması doğurganlığı etkiler. Kilonun 10-15 persentilin altına düşmesi hormon salgılanmasını etkileyerek yumurtlama bozuklukları ve adet düzensizliklerine neden olabilir. Atletik, profesyonel dans ve aşırı ekzersiz yapan kadınlar veya az kalorili, kötü beslenme alışkanlığı olanlar riskli grup arasında sayılır. Kilo artışı 10-15 persentilden fazla olanlar da aşırı yağ dokusundan salgılanan yüksek miktarda östrojenin doğurganlığı etkilediği ve yine bu kadınlarda serum insülin düzeyinin artması sonucu yumurtlama problemlerinin geliştiği belirtilmiştir.

Cinsel yolla bulaşan haslalıklar: genital yol infeksiyonları bazen tüplere kadar ilerleyerek tüplerin tıkanmasına neden olabilir.